Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Daha da İleri >>
  

Uzay 2012: Uzayda “İş” var ! - Alper ALSAN

Sessiz bir değişim oluyor. Dijital oyuncaklarımıza, finansal krize ve sosyal medyada kimin ne söylediğine kendimizi o kadar kaptırmış durumdayız ki gözümüzün önünde gelişen yeni iş potansiyellerini ne kadar görüyoruz? İçinizde bir nebze olsun şüphe uyandı ise ikna için şöyle bir durum tespiti yapalım:

Internet üzerinde ticareti tetikleyen PayPal’ın kurucusu Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX, NASA’nın adına 2012’de Uluslararası Uzay İstasyonu’na malzeme ve astronot göndermeyi hedefliyor ve test uçuşları başarılı geçiyor. Richard Branson’un kurduğu Virgin Galactic 2013’de Alçak Dünya Yörüngesi’ne ilk özel astronotları ulaştırmayı planlıyor – şimdiye kadar toplamda 500 insan uzaya çıkabildi, şu anda VirginGalactic’in kayıtlı 500 özel potansiyel astronotu mevcut.

Bunlar yetmedi ise örneklerimizi biraz daha arttıralım: Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un sahibi olduğu Blue Origin NASA’dan aldığı destek ile uzaya çıkışın maliyetini düşürmek ve insanlı uzay programlarındaki güvenliği yükseltmek üzere insanlı uzay aracı ve roket projeleri geliştiriyor. Eğer bu da yetmediyse Microsoft’un ortaklarından Paul Allen ile Burt Rutan’ın kurduğu Stratolaunch ise dünyanın en büyük uçağı ile önümüzdeki 5 sene içerisinde uzaya uydu, araç ve insan göndermeyi amaçlıyor.

Bu gelişmelerin ilginç ortak paydaları uzay sektöründeki son dönemdeki dinamikleri anlamak için önemli: Birincisi, şirketlerin çoğunun 1990’ların ikinci yarısında ve 2000’lerin başında .com veya e-ticaret patlamasından kazanç sağlayan X-kuşağı girişimcilerin kurduğu şirketler olması. İkincisi ise yine bu şirketlerin çoğunun NASA’nın desteğini alarak, NASA eşgüdümünde oluşturulmakta olan yeni bir uzay özel sektörünün oyuncuları olmaları.

Uzun vadeli planlama alanından bakarsak bu iki dinamik ne anlama geliyor ? Altyapı planlamaları 10 yıl içerisinde, yeni sektörlerin yaratılması ve yükselişi ise 100 yıl içerisinde gerçekleşiyor. Uzay sektörünün ilk olarak 1950’lü yıllarda gelişmeye başladığını düşünürsek ve özel şirketlerin 2000’lerin başında kurulduğunu göz önüne alırsak, 2020-2050 arası uzay sektörünün yükselişe geçeceği dönem olması yüksek olasılıklı bir senaryo olarak görünüyor.

Bu kadar yatırımı çeken uzaydaki paranın kaynağı nerede? Aslında dünyada para nerede ise uzayda da az çok aynı yerde ama farklı isimlerde. Bu şekilde bakınca birçok “iş” kaynağı var diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse bunlardan biri uzay turizmi. Virgin Galactic veya Blue Origin gibi şirketlerin odak noktalarından biri olan uzay turizmi, 20. yüzyılda havayollarının gelişimi gibi 21. yüzyılda büyük bir iş potansiyeli sunuyor. Tabii iş böyle olunca Rusya ve İspanya gibi ülkelerdeki girişimciler de bu oluşmakta olan pazardan pay kapmaya çalışıyorlar.

Bir diğer iş kaynağı ise hammadde – ya da dünyadaki “madencilik”. Dünyadaki bir çok kritik hammadde’nin mevcut tüketim eğilimleri devam ederse maksimum 100 yıl içerisinde yok olacağı öngörüleri uzay cisimlerinde – ay, göktaşları, Mars, diğer gezegenler ve onların uyduları – bulunan hammaddelerin çekiciliğini gittikçe arttırıyor. Japonya Uzay Ajansı gibi ileri araştırma yapan birçok ajans göktaşlarında ve kuyruklu yıldızlarda madencilik yapmaya yönelik bir çok proje başlatmış durumda.

Türkiye’deki yatırımcı için tüm bu gelişmeler ne anlama geliyor ? Türkiye markalı arabayı ve uçağı bir kenara bırakıp hemen yerli uzay mekiği - NASA bile bu tasarımdan vazgeçmişken -, uzay roketleri ve astronot kapsülleri geliştirmeye mi başlamamız gerekiyor ?

Yatırımcılar için uzay sektörünün ilginç fırsatları içinde barındırıyor olabilir. Sektörün insanlı taşımacalık alanında en önemli ihtiyacı uzay giysileri olacak. Astronotları uzay yolculuklarında koruyacak olan uzay giysileri Türkiye’nin markalaşmak ve yüksek teknolojiye odaklanmak isteyen tekstil şirketleri için stratejik bir alan haline gelebilir.

Uzay sektörünün günümüzdeki önemli bir altalanı uydu ile haberleşme ve son dönemdeki önemli bir eğilim de mikrouydu tasarımı. Türkiye’deki ileri gelen üniversitelerindeki uzay mühendisliği bölümlerinde bu alanda çalışmalar yapıldığı biliniyor. Yatırımcılar bu alan yatırım yaparak şimdiden ileriye yönelik önemli bir rekabet avantajı yaratabilirler.

Diğer bir fırsat da uzun vadede uzay taşımacılığında donanım alanında söz sahibi olmayı hedefleyen yatırımcılar için. NASA’daki yeniden yapılandırılmalardan dolayı pazara geri dönen uzman mühendis ve teknisyenler gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat. Türkiye’de oluşabilecek şirketler istihdam edecekleri bu deneyimli uzmanlar ile yerel kaynaklardan takımlarına dahil edeceği genç mühendis ve teknisyenleri usta-çırak ilişkisi içinde biraraya getirebilirse 2020-2050 dönemine insan kaynağı açısından hazır halde girebilirler.

Uzayın fırsatları dünyaya göre daha fazla ve şimdi yatırımcıları bekliyor. Bakalım Türkiye’den bu konuda uzun vadeli düşünen kaç yatırımcı çıkabilecek ?

Kaynak : http://www.bilgicagi.com/Blog/411-uzay_2012_uzayda_is_var_.aspx

Dr. Alper Alsan - Siemens Türkiye Sağlık Sektörü Başkan Yardımcısı - Fütüristler Derneği YK Üyesi

Siemens Türkiye Sağlık Sektörü Başkan Yardımcısı olarak Klinik Ürünler‟den ve İnovasyon ve Ar-Ge İşbirliği Yönetiminden sorumludur. İstanbul Özel Alman Lisesi, Amerika-Beloit College Değişim Programı, Boğaziçi Üniversitesi-Endüstri Mühendisliği mezunu olan Alper Alsan, İngiltere‟de Birmingham Üniversitesi‟nde yüksek lisans derecesini burslu olarak tamamlamıştır.

Türkiye‟nin Uzgörü konusundaki ilk Doktora tezini Ulusal Uzgörü çalışmaları ve Türkiye 2023 projesi konusund gerçekleştirmiştir.

Küresel bir düşünce kuruluşu olan Millennium Projesi‟nin Türkiye Başkanı ve World Future Society‟nin profesyonel üyesidir. Dergi, konferans ve kitaplarda 40‟u aşkın makale ve yazısı yayımlanmıştır.

Disiplinler arası konularda araştırmalar yapmaktadır.